"Dipdiri tepelerin, konuşan tellerle lekelendiğini, ormanın gizli köşelerini neden pek çok beyaz adamın kokusunun doldurduğunu, vahşi atların neden tutsak edildiğini, bufolaların neden katledildiğini biz anlamıyoruz. Böyle bir son bize bir şey anlatmıyor. Çalılıklar nereye gitmiş? Kartal nereye kaybolmuş? Hızlı koşan bir ata, ya da avlanmaya neden veda etmek gerekecekmiş? Bütün bunlar ne demektir?...
Yaşamın sonu... Ve, her halde yeniden yaşamaya çalışmanın başlangıcı...
Toprağımızı alma önerinizi düşüneceğiz. Kabul edersek, bu, belki de bize vaadettiğiniz bölge için olacaktır. Orada, belki de kalan günlerimizi gönlümüzce yaşayabiliriz. Bu dünyada son Kızılderili de yok olduğu zaman, yalnızca çayırlar üzerinde bulut gibi hareket eden bir anısı kalacaktır. Bu kıyılar, bu ormanlar halkımın ruhunu koruyacaktır. Çünkü onlar bu dünyayı, yeni doğan bir çocuk annesinin yürek atışını nasıl severse, öyle severler... Öyleyse, toprağımızı alırsanız, onu bizim sevdiğimiz gibi seviniz. Onunla bizim ilgilendiğimiz gibi ilgileniniz. Anılarını da aynen saklayınız. Onu, çocuklarınız için, bütün gücünüzle, bütün aklınızla ve bütün kalbinizle koruyunuz ve seviniz.
Göreceğiz...
Bütün bunlardan sonra, kardeş de olabiliriz."
Burada özetlenmiş olan Kızılderili şefi Seattle'ın bu konuşmasının tamamı, dünya fuarlarından biri olan EXPO 74'te halka sunulmuştur. Konuşma, saf, tertemiz bir anlatım ile o zamanların 'vahşi' sayılan insanlarının doğa ve çevre anlayışlarını dile getirmekte. Sizce de bugün bu konuşma hala birçok bakımdan geçerliliğini korumakta değil mi?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
1 yorum:
Özellikle günümüzde küresel ısınmanın gündemde önemli bir yer kapladığını düşünürsek Seattle'ın konuşmasından çıkaracağımız çok dersler var.. İşte bir tanesi:
"Bu kıyılar, bu ormanlar halkımın ruhunu koruyacaktır. Çünkü onlar bu dünyayı, yeni doğan bir çocuk annesinin yürek atışını nasıl severse, öyle severler..."
Yorum Gönder