Pazartesi, Şubat 19, 2007

Unutulmuş Dahi, Nikola Tesla.


Fikirlerimizi birileriyle paylaşabileceğimiz (umarız) böyle bi ortamı yarattığı için moderatör arkadaşımıza kendi adıma teşekkür ederim. Youtube'dan sonra internetin yeni gözdesi haline gelen bu "blog" hareketine kayıtsız kalamadı ve hemen girişimlere başladı, zira akıllı çocuktur kendisi.

İlk yazım için belki biraz bodoslama bir konu seçtim, farkındayım. Belki de dünyayı karşısına alan Nikola Tesla yerine, önce karşısına aldığı dünyadan bahsetmeliydim birazcık. Pürüzlü, bilimsel gelişmelere sanılandan fazlasıyla kayıtsız ve hatta onlardan çekinen bir dünyadan dem vursam Nikola Tesla'nın önemini daha iyi ifade edebilirdim belki de. 19. ve 20. Yüzyılın sayılı dahilerinden biri olan Nikola Tesla hakkında birşeyler yazmadan önce, mesela, belki de Thomas Edison gibi aslında çok daha vasıfsız ve alelade ama herkesin çok daha iyi tanıdığı bir mucitten bahsetmeliydim.

Kabul edelim ki Tesla hakkında bildiklerimiz sıfıra yakın. Elektrik mühendisleri manyetik alanlarda [Tesla] birimiyle çokça uğraştıkları için onları bu genellemeden muaf tutmak doğru olacaktır. :) Hepimiz ampulu kim buldu sorusunun cevabının "Edison!" olduğunu şöyle veya böyle biliyoruz. Hatta bu konuda biraz daha fazla bilgisi olanlar doğru akım(DC) teriminin yaratıcısının ve ilk kullanıcısının da o olduğunu bileceklerdir. Tesla hakkında birşeyler yazmaya beni teşvik edense, daha birkaç gün önce izlediğim The Prestige adlı film oldu. Çok iyi kotarılmış, özünde eğlencelik bir film olsa da, Nikola Tesla'yı belki de bir çok uyarlamadan daha iyi yansıttı ekrana. 2 saatlik film boyunca belki de 5 dakika ekranda görünmesi bile benim gibi Tesla meraklılarını heyecendan çılgına çevirdi.

Bu adamı gözümde bu kadar büyütmemin sebebi nedir peki? Bu adamı bu kadar büyük yapan şey nedir? Sanırım bunların cevabı, yine, bu adamı neden unuttuğumuzda gizli: Özlerinde diğer insanlardan çok da farklı olmayan, gözlerini bilim merakı kadar kudret ve para hırsı da bürümüş (belki de çoğunu bu hırsın getirdiği başarı sayesinde tanıdığımız) onlarca bilim adamından onu ayıran alçakgönüllülükte gizlidir Tesla'nın başarısı ve başarısızlığı. Kazandığı paraları ileriki çalışmalarına yatırım olarak gören ve Edison'ın aksine basit bir göçebe yaşamını tercih eden Tesla, son senelerinde sıkça vakit geçirdiği fakirlik ve yalnızlık adlı iki dostunun tanıklığında, basit bir odel odasında vefat etmiştir.

700 civarında patenti olmasına rağmen, akla ilk gelen, belki de en büyük buluşu alternatif akımdır (AC). Türkçenin güzelliklerinden biri olsa gerek, burdaki 'alternatif' sıfatı elbette kelimenin ingilizcedeki orijinal karşılığı olan 'alternating'in, yani 'değişen'in yerini tutmaz. Ancak anlamsal olarak, bize doğru bir şekilde, var olan başka bir akım türüne alternatif olarak olarak sunulduğunu belirtir; Bu da elbette Edison'un DC'sinden başkası değildir.

Amerika'ya tam anlamıyla çulsuz olarak iltica eden Nikola Tesla, Thomas Edison'un yanında çalışmaya koyulur. Tesla'daki zeka kıvılcımını görür görmez anlayan Edison, daha sonraları bu gencin kendi tekelinde bulunan elektrik piyasasına AC'yi kazandıracağını tahmin bile edemez. Ancak olan olur, Tesla pek hoşlanmadığı, bilim adamlığı vasfından çok iş adamlığı vasfında davranan Edison'dan ayrılır ve kendi şirketini kurar. Akımların Savaşı adı verilen dönem de bu olaylara rast gelir. (~1890)

Akımların Savaşı döneminde, karşısına ülke çapında koskocaman bir monopol haline gelmiş Edison'ı ve General Electrics'i alan Tesla'ya karşı, ülke çapında propagandalara girişilmiştir. Bu propagandaların en önemlileri arasında, bizzat Edison'ın AC'nin tehlikeli bi akım türü olduğunu göstermek adına onlarca hayvanı (bunlardan bir tanesi 6600 V gerilime maruz bırakılarak infaz edilen bir fildir) halkın önünde elektrik vererek öldürmesi gelir. Ayrıca Tesla'nın çok büyük paralar harcayarak oluşturduğu, içinde uzun yılların çalışmasının ürünü olan deneylerin bulunduğu laboratuvarı kundaklanarak yok edilmiştir.

Edison'ı ve General Electrics'i başından yenilgiye mahkum eden ve Tesla'yı AC'yi bulmaya yönlendiren şeyin ne olduğunu anlamak içinse şu basit elektriksel güç-akım/voltaj formülüne bakmamız yeterli olacaktır: P=I.V yani bir yere iletilen elektriksel güç, devredeki akımın ve gerilimin çarpımına eşittir veya iletim tellerindeki spesifik direnç sebebiyle ısı olarak kaybolan güç P=I^2.R dir. Anahtar nokta, iletimin verimliliğidir. İşte bu tellerin aynı direnci sebebiyle, DC'de uzun mesafeli elektrik iletimi, çok büyük voltaj düşmelerine başvurulmadan yapılamaz, zira DC'de voltajı yükseltip alçaltmak çok zordur.

AC ise bu soruna, voltajı bir transformatörle yükseltip/alçaltarak çözüm bulmuştur (alternating). İletim sırasında çok yüksek miktarlara çıkarılan voltaj (ki bu P=I.V'de düşük akım (I), yani verimli iletim demektir), evlere dağılımda yine bu transformatörler aracılığıyla istenen miktara düşürülebilir.

Bütün propagandalara rağmen, AC, DC'yi ezerek yenmeyi bilmiştir ve günümüzde AC en çok kullanılan endüstriyel akım biçimidir. AC buluşunun yanında, Tesla, radyo'nun ve x-ışınlarının da temellerini atmıştır, ancak yine bir takım kişisel özellikleri ve alçakgönüllü tercihleri nedeniyle, bugün bu büyük buluşların altında başkalarının imzalarını görüyoruz.

Unutulmaya yüz tutmuş efsanelere bir saygı mahiyetinde, Tesla'nın çok iyi bir elektrik mühendisi (elektrik mühendisliğinin kurucusu ve babası olarak görülür), çok büyük bir bilim adamı ve mütevazı ve kibar bir beyefendi olarak hafızalardan asla silinmemesi gerektiği unutulmamalı, Ampulu kim buldu? sorusunu, "Edison ama gene de Tesla>>Edison!" diye yanıtlamak farz olmalıdır. :)

2 yorum:

z.y.t.h. dedi ki...

'AC nedir?' diye sorduğumuzda alternatif akım diyenlere "tam olarak değil, değiş(k)en akım" diye de cevap vermemiz lazım değil mi?

NOT: hoşgeldiniz'den sonraki araştırmacı kimlikle yazılan ilk yazımızla siftahımızı yapmış olduk:)) ellerine sağlık, MAT (asıl adını vereyim mi acaba??)

Adsız dedi ki...

nikola tesla 'nın hayatını okuduktan sonra, hayatımızdaki bir yanılsamayı daha öğrenmiş oluyoruz. edison 'un arka planında kalması doğru. nikola daha başarılı, evet.