Çarşamba, Ağustos 15, 2007

Kakao: Lezzetli Çikolataya Giden Yolun Başlangıcı -- 2

Kaçuva dilinde "dün, bugün ve yarın" anlamına gelen Kallari, Ekvador'un Amazon Havzası'ndaki kakao çiftçilerinin kısa süre önce kurduğu kooperatifin adı. Bir faks aleti, iki çalışma masası ve birkaç plastik bahçe sandalyesinden ibaret küçük büroları Napo Bölgesindeki Tena kasabasında. Kasabanın bitiminde başlayan, tarla ve otlaklarla defalarca kesintiye uğratılan yağmur ormanları altın tarayıcılarının, çiftçilerin ve oduncuların yaşadığı köylere ev sahipliği yapıyor. Nesillerdir kakao tarımı ile uğraşılıyor burada. Ancak şimdiye dek zahmetlerinin karşılığını alabildikleri söylenemez. Ortalama bir hektar yağmur ormanından geleneksel yöntemlerle yılda yaklaşık 92 kilo kakao elde ediliyor. Hasat döneminde Amazon havzasında yaşayan toplulukları dolaşan aracılar, bu miktar için 70 ila 90 lira arası ödüyor. Oysa bir çiftçi bunun yerine, arazideki ağaçları kesip sattığında eline nakit 2100 dolar geçiyor. Hem de bir iki günlük çalışmanın karşılığında. Ne var ki ödeme bir kereye mahsus oluyor.

Tena'dan Amazon Havzasının içlerine uzanan birçok yeni asfaltlanmış yol mevcut. Çevrede sık sık nakit paranın büyüsüne kapılmış arazi sahiplerinin çıplak toprakları görünüyor. Zamanında bir hektarlık alanda 400'e varan değişik ağaç türünün yetiştiği bölgelerde bugün sığırlar otlamakta. Yerleşimciler eskiden otlaklara, tarlalara ve kulübelere yer aşmak için ağaç keser ve araziyi temizlermiş. Bugünse bir düğün ya da cenaze töreni düzenlemek, çocuklarının okul parasını denkleştirmek ya da DVD oynatıcı alabilmek için ormanları yok ediyorlar.

Kallari kooperatifi, testerenin saltanatına son vermek için kurulmuş. Hesapları, genç, iyi bakılmış kakao bitkileriyle bir hektar yağmur ormanından elde edilen ürünü 370 kilograma yükseltmek. Sonra da, hasadı tek merkezden sattıklarında piyasada birim başına elde edilen fiyatı arttırmayı amaçlıyorlar. Çiftçileri işlerinde desteklemek için 50000 hektarlık alanı kapsayan ekim bölgelerine danışmanlar yolluyor. Çiftçilere ağaçların nasıl budanacağı, hastalıklara karşı nasıl savaşılacağı anlatılıyor.

Bu arada, Ekvator Devlet Araştırma Enstitüsü kakao uzmanlarının açıklamasını pas geçmemek gerekiyor: "Mikroiklim, ağaç kesimleri yüzünden son 20 yılda önemli bir dönüşüm geçirdi. Ortalama sıcaklık bir derece arttı, yağış miktarı yarı yarıya azalarak 4000 milimetreden 1800 milimetreye düştü. Yağmur ormanları açısından olumsuz, ancak kakao bitkilerinde oluşan hastalıkların yayılmasını azalttığı için müspet bir durum."

Son olarak da GEO dergisinden bir alıntıyla bitirelim:
İnsanlar çikolataya bakınca, kakaosunun muz çalıları ve guava ağaçlarının yanında nasıl olgunlaştığını, bir yerli kadının onu yarım saatte bir güneşte çevirişini, Napo Irmağından yukarı taşınıp Andlar'ın üzerinden aşırılırken çekilen zahmetleri, gemiyle Panama Kanalı'ndan geçirilip Rotterdam'ın yük limanına indirilişini, sonunda da bir çikolatacının konç makinesinde nasıl kaliteli çikolataya dönüştüğünü bilmeyecek.
Bunları bilenler de her ısırışta çikolatanın tadına daha çok varacak.


Not: Konç makinesi, şeker, vanilya ve kakaonun karıştırılıp ağdalı, aromatik bir kütle haline geldiği makine. Bu makineyi, 1879'da ilk çikolata üreticilerinden Rodolphe Lindt icat etmiş.

Not 2: Çikolata ("Chocolate") kelimesi, Azteklerin Nahuatl dilinden geliyor. Nahuatl dilinde bu kelime xocolatl olarak geçiyor. Ayrıca, ilk çikolata yenmiyor, içiliyormuş.

Hiç yorum yok: