Cuma, Mart 02, 2007

Lüzumlu Bilgiler -- 173


Antik çağda yaşamış Romalı bilgin Celsus'un görkemli ansiklopedisinde (günümüze ancak bir kısmı ulaşabilmiş) Tıp Üzerine (De Medicina) adlı eser de yer alır. Bu eserde insan vücudunun iç organlarıyla ilgili araştırmaların o dönemde nasıl yapıldığı da anlatılmaktadır:
"Adamları -ki bunlar kral tarafından hapse atılan canilerdi- yatırıyor ve diri diri kesip içlerini açıyorlardı. Bunlar hala soluk alıp verirken doğanın gizlediği iç organları açığa çıkıyordu. Gelecekteki birçok masum insanın hastalığına çare aramak amacıyla, birkaçı dışında bu canilerin bu şekilde cezalandırılması çoğu kimsenin söylediğinin aksine bir canilik değildir."

18.yüzyılda da insanların diri diri kesilip incelenmesi hala yaygın olarak uygulanan bir yöntem olmakla birlikte iç organların karmaşıklığı çoğu kez bilim adamlarını şaşkınlığa uğratıyordu. Hekimlerin çoğu, insanların hastalanınca şişmelerinin vücutta fazla kan birikmesinden kaynaklandığını düşünerek hastalarını tedavi etmek için toplardamarlarından birini kesiyor ve fazla olduğunu düşündükleri kanı dışarı akıtıyorlardı. Damardan kan alma ya da flebotomi (eski zamanlardaki kan alma metodları için buraya tıklayın) diye bilinen bu yöntem, Hippokrates'in bunu hastalarının üzerinde uyguladığı MÖ 5.yüzyıla kadar uzanıyor.
Gene 18.yüzyılda doktorlar, Bernoulli'nin akışkan sıvılarla ilgili keşiflerine paralel olarak, kan almak için hastanın damarını kesmeye karar vermeden önce, ucu sivri bir cam boruyu doğrudan atar damara sokmaya başladılar. Kan, delinen atardamardan akışını sürdürürken, çok küçük bir miktar da cam boruya doluyordu. Kanın cam borudaki seviyesi (yüksekliğine göre) hastanın kan basıncının bir ölçüsüydü. Bu yöntem, günümüzde kullandığımız acısız, şişirilebilir, kolluğa benzeyen tansiyon ölçme aletinin keşfedilip yaygınlaştığı günlere kadar kullanılmaya devam etti.


Hiç yorum yok: