Fatih Sultan Mehmed'den bir anekdot (Necati Kotan'ın "Tarih Fıkraları" adlı kitabından):
Fatih İstanbul'u işgal ettikten sonra şehri geziyordu. Ancak bir yan sokaktan bir inleme işitti. Derhal yanındakilere:
- "Bu inleyen adamı bulup getirin." dedi. Biraz sonra üstü başı perişan, saçı sakalı birbirine karışmış bir ihtiyar padişahın huzuruna getirildi. Padişah, bu zavallıya:
- "Bu ne haldir, sizi neden hapsettiler?" diye sorduğunda, ihtiyar şöyle cevap verdi:
- "Muhasara başlayınca imparator beni çağırdı ve Türkler İstanbul'u alacak mı diye sordu. Ben de "alacaklar" diye söyleyince, beni bu hale soktular."
Padişah ihtiyara:
- Peki söyle bakalım," dedi, "İstanbul bizim elimizden çıkacak mı?" İhtiyar biraz düşündükten sonra şöyle cevap verdi:
- "Bu güzel şehrin düşmanı çoktur. Ancak sizin aranızda fesat artar, şahsi menfaat ön planda düşünülmeye başlanır, elindeki emvali yabancılara satanlar çoğalır, işte o zaman İstanbul sizin elinizden çıkar."
Fatih ellerini yukarı kaldırıp şöyle dedi:
- "Dilerim Allah'tan ki, bunları yapanları Allah'ın kahrı gazabına uğrasınlar!"
...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder