Çarşamba, Nisan 25, 2007

Eski mi Yeni mi - 1

İçinde yaşamakta olduğumuz şu dünyanın dinamik yapısı, nesiller arasında yaşam tarzından algı ve anlayışa, hayat standartlarından alışkanlıklara kadar pek çok konuda farklar oluşuna yol açmaktadır. Bu durum, aynı zamanda nesiller arasındaki çatışmaların da temel yapıtaşlarından birini oluşturur şüphesiz. Bu yazıyı kaleme aldığım 10.04.2007 tarihi itibarıyla bu bloğun yazarları olan bizlerin yirmili yaşlarının başında olması, son derece doğal olan bu çatışmanın, özellikle içinde bulunduğumuz yüzyılda değişimlerin eskiye oranla çok daha hızlı yaşanması nedeniyle tam ortasında olmamıza neden olmaktadır. Biz büyüklerimizin aslında hiçbir şeyden anlamadığından şikâyet edip dururken, onlar da bizim yaşayış biçimimize atıfta bulunarak “bizim zamanımızda” ya da “biz sizin yaşınızdayken” biçiminde başlayan cümleler silsilesini sarf ederler. Yine şüphe yoktur ki, tarih değil ama insan davranışı tekerrür edendir be bizden sonraki neslin de bizlere yapacağı şey de tam olarak bu olacaktır.

Bütün bunlar akla biraz da şu soruyu getirir: Acaba günümüzün insanı mıdır şanslı olan; şartları daha iyi olan zaman şimdi midir, yoksa büyüklerimizin dediği o “kendi zamanları” mı? Ya da daha makro bir ölçekte bakacak olursak, belki de asıl bu noktada bu yönde sorulması gereken şey, modern çağ dünyası mıdır daha sağlıklı, yaşanabilir, iyi, güzel olan yoksa mesela İlkçağ Avrupa’sı mı? Ya da Ortaçağ Ortadoğu’su mu? Şi Huang Di Devri Çin’i mi ya da İnsanlığın ilk ortaya çıktığı bundan üç milyon yıl öncesi mi?

Bu soru(lar) yanıtlanması her ne kadar kolay gibi dursalar da, aslında çok boyutludur ve yanıtlanması da bu çok boyutluluğa neden olan etkenleri – en azından ana hatlarıyla – gözden geçirmekle ve incelemekle mümkündür.

İşimizi kolaylaştırmak için kategorilerle ilerleyelim. Mesela tarihsel çağlar itibarıyla ele alalım. Eğer İlkçağ’da, Kraliçe VII. Kleopatra’nın bir milyon nüfuslu başkenti İskenderiye’de yaşıyor olsaydınız (yani M.Ö. I. yy), hava kirliliğinden muzdarip olmayacaktınız. Sigara diye bir şeyi bilmeyecek, bir trafik kazasında ölme riskiniz varsa bile bugünkü kadar mümkün olmayacak, küresel ısınmadan nükleer felaketlere kadar günümüz dünyasına ait pek çok sorunu dert etmeyecektiniz. Bu durum, konumuz İlkçağ olduğu için Augustus’un Roma’sında da geçerli olacaktı, Perikles’in Atina’sında da, Nebukadnezar’ın Babil’inde de, Han Wu Di’nin Chang’an’ında (Xi’an) da…


Devam edecek...

Hiç yorum yok: