Ghetto ya da getto sözcüğü İtalyancadır. İbranice "boş kağıdı" ya da "boşanma" anlamına gelen ghet sözünden gelir.
Eski Yunan ve Roma'da birçok Yahudi topluluğu dinlerinin özelliklerini (ve de ırklarının arılığını) korumak için kentlerde kendiliğinden bir yana ayrılırdı. Putperest, pagan imparatorlukların hakimiyeti altında yararlandıkları bu özgürlük, Hristiyanlığın yayılışı ve resmi din olarak kabul edilme zaferi üzerine, zorla tecride dönüştü. Justianus'un kanunları, Caracalla kanununun tanıdığı saygınlık hakkını Yahudilerin elinden aldı; Bizans imparatorları kanunen de onları özel semtlerde oturmak zorunda bıraktılar. Şehrin varoşlarında Yahudi mahalleleri kuruldu. (13.yüzyılda Paris'te kesin olarak sınırlandırılmış dört Yahudi mahallesi vardı.) Müslüman ülkelerde ise, 7.yy'da Ömer yasası Yahudiyi ve Hristiyanı müminden ayırdı.
Daha sonra, Avrupa'da Engizisyon sırasında Yahudiler kolayca tecrit edildi. Ortaçağın sonunda Batı Avrupa ülkelerinin birleşmesi üzerine batıdan kovulan yahudiler, Doğu Avrupa'ya göçüp siyasi dağınıklıktan yararlanarak Almanya'ya (Judengassen mahallelerine) ve İtalya'ya doluştular. Venedik'te bütün Yahudiler ghetto veya getto denen ayrı bir semtte oturmaya mecbur tutuldular. Getto sözü, böylece bu çeşit kapalı semtler (duvarlarla çevrili, daracık sokaklar üzerine sipsivri dikilmiş yapılardan kurulu şehirler) için kullanılır oldu. Bütün Avrupa'ya yayılan gettolar kapalı şehirlerdi. Aralarında geniş olanları da vardı.
Yahudilerin Batı Avrupa'dan göçleri sırasında Osmanlı padişahı 2.Bayezid, İspanya'dan göç eden Yahudilere resmi bir davette bulunmuştur. Buralardan çok sayıda Yahudi Osmanlı'ya göç etmiştir. Osmanlı'da daha sonra Yahudiler ve Rumlar arasında anlaşmazlıklar çıktı:
Ayrıca Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Yahudilerle ilgili şu bilgiyi de geçmek gerekiyor:
Avrupa'da Fransız İhtilali'yle Yahudilere yurttaşlık hakları bağışlandı. Bu, Avrupa gettolarının toptan değişmesine ön ayak oldu. Kimi gettolar dağıldı, dağılmayanları da yasak şehir olmaktan çıktı.
Eski Yunan ve Roma'da birçok Yahudi topluluğu dinlerinin özelliklerini (ve de ırklarının arılığını) korumak için kentlerde kendiliğinden bir yana ayrılırdı. Putperest, pagan imparatorlukların hakimiyeti altında yararlandıkları bu özgürlük, Hristiyanlığın yayılışı ve resmi din olarak kabul edilme zaferi üzerine, zorla tecride dönüştü. Justianus'un kanunları, Caracalla kanununun tanıdığı saygınlık hakkını Yahudilerin elinden aldı; Bizans imparatorları kanunen de onları özel semtlerde oturmak zorunda bıraktılar. Şehrin varoşlarında Yahudi mahalleleri kuruldu. (13.yüzyılda Paris'te kesin olarak sınırlandırılmış dört Yahudi mahallesi vardı.) Müslüman ülkelerde ise, 7.yy'da Ömer yasası Yahudiyi ve Hristiyanı müminden ayırdı.
Daha sonra, Avrupa'da Engizisyon sırasında Yahudiler kolayca tecrit edildi. Ortaçağın sonunda Batı Avrupa ülkelerinin birleşmesi üzerine batıdan kovulan yahudiler, Doğu Avrupa'ya göçüp siyasi dağınıklıktan yararlanarak Almanya'ya (Judengassen mahallelerine) ve İtalya'ya doluştular. Venedik'te bütün Yahudiler ghetto veya getto denen ayrı bir semtte oturmaya mecbur tutuldular. Getto sözü, böylece bu çeşit kapalı semtler (duvarlarla çevrili, daracık sokaklar üzerine sipsivri dikilmiş yapılardan kurulu şehirler) için kullanılır oldu. Bütün Avrupa'ya yayılan gettolar kapalı şehirlerdi. Aralarında geniş olanları da vardı.
Ghetto, Venedik'te ortaya çıkmış bir kavramdır. Venedik şehrinin baruthane mıntıkası, yani en pis ve tehlikeli mıntıkasında Yahudilerin oturmasından dolayı bu adı taşır. Bu bölgenin sokakları surlarla çevrilidir, duvarlarla örülür. Sadece giriş-çıkış için bir iki kapısı vardır. Strasbourg gibi şehirlerde mesela şehirleri terk ederler. Onların yerleri şehrin dışındadır. Ve gece çanlarına da Judenglocke, yani Yahudi çanı denir; son çan. Osmanlı şehirlerine baktığınız zaman da, insanların kendi dinlerine göre mahalleler seçtiğini görürsünüz. Bu çok anlaşılır bir şeydir. İstisnası vardır bunun, ama azdır. Örneğin, Müslüman mahallesinde Ermeni; Ermenilerin istif olduğu yerde bir Rum ya da Müslüman olabilir.
Yahudilerin Batı Avrupa'dan göçleri sırasında Osmanlı padişahı 2.Bayezid, İspanya'dan göç eden Yahudilere resmi bir davette bulunmuştur. Buralardan çok sayıda Yahudi Osmanlı'ya göç etmiştir. Osmanlı'da daha sonra Yahudiler ve Rumlar arasında anlaşmazlıklar çıktı:
Osmanlı İmparatorluğu'nda Yahudiler ve Rumlar arasında müthiş bir münakaşa vardı. İmparatorlukta bizim bildiğimiz anlamdaki anti-semitizm Rum kavmi arasında yaşanmaktaydı. Devlet bu anti-semitizmden yaka silktiği için "abes dava dinlenmemesi" diye mahkemelere umumi bir ferman çıkarmıştı. Buradan şunu anlıyoruz: Osmanlı kadısı sadece Müslümanların davasına bakmaz, dinler arasındaki ihtilafları da halletmekle yükümlüdür. Bu gibi politika ve tavırlardır ki, Türk İmparatorluğunu tarihte Yahudilere sempatik göstermiştir. Nitekim Yahudi tarihçilerin bugün Türk tarihine Hristiyan yazarların aksine sempatik baktıkları bilinen bir noktadır.(Yahudi tarihçisi olarak size Bernard Lewis örneğini verebilirim.)
Ayrıca Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Yahudilerle ilgili şu bilgiyi de geçmek gerekiyor:
Balkan bozgunlarıyla birlikte 93 Savaşı dediğimiz, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'nda ve Balkan Muharebesiyle Rumeli'den dökülen Müslüman Türkler yanında çok ilginçtir, Yahudiler var. Çünkü Yahudiler de tıpkı Müslümanlar gibi, Hristiyan zulmünden kaçıyorlar. Unutmayın ki, Selanik (o dönemde) en büyük Yahudi şehridir ve yüzde 50 nüfusu alenen Yahudi'dir. Artı, yüzde 10 kadar da, herhalde gizli Yahudi mezhebi Sabetaycılık mensupları vardır.
Avrupa'da Fransız İhtilali'yle Yahudilere yurttaşlık hakları bağışlandı. Bu, Avrupa gettolarının toptan değişmesine ön ayak oldu. Kimi gettolar dağıldı, dağılmayanları da yasak şehir olmaktan çıktı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder