Osmanlı Tarihi, gerek kitaplarda gerek derslerde, işlenirken genelde siyasi ve ekonomik olaylara büyük ölçekte bakılır. Tarih, devletin ya da (bazen) Osmanlı aydınının penceresinden incelenir. Peki ya halk nasıl görür devleti? Köylü, devleti nasıl tanır? Kısaca şöyle diyebiliriz:
Köylü, tahrir eminini, resm-i ağnam (koyun vergisi) almaya gelen koyun eminini, Hristiyan köylü cizye ve ispençe toplayanı, kentteki kadı adına kırsal bölgede iş gören kadı naibini devlet diye tanır. Bu adamların yanı sıra devletle arasında aracılık yapan başka kimseleri (ayan, din adamı vs.) de tanır.
Yalnız, köylü devleti sırf vergi toplayan memurlar, teftişe çıkan sancakbeyi adamları, sefere çıkarken geçen ordu ile değil, bazen merkezi devletin yaptığı eserlerle de tanır. Rumeli'nin küçük köyleri, yapılan han, kervansaray, geçişi kolaylaştıran köprülerle büyüyüp önemlice şehirler olurlar. Vakıflardan yapılan suyolu gibi tesisler, devletin zirai ve ticari hayatı düzenleyen müdahaleci politikasının müşahhas (somut) ürünleridir. Devlet, kendini kolluk kuvvetleri kadar mimari varlığı ile de hissettirir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder