Aşağıda Michael Faraday'ın doğduğu 18.yüzyıl sonlarındaki Avrupa ve Amerika'nın durumuyla (Fransız İhtilali ve endüstri devriminin başlangıç yılları) ve Faraday'ın kendisiyle alakalı ilginç bulduğum birkaç bilgiyi aktarıyorum...
Yıl 1791'di... Yeni Dünya'da Amerikan kolonileri kısa bir süre önce (1776'da) Bağımsızlık Bildirgesini kaleme almış ve İngiltere'den bağımsızlıklarını kazanmışlardı. Şimdi ise Eski Dünya'da, alt tabakaya mensup Fransızların Bastille hapishanesini ele geçirmesi üzerine, XVI. Louis, İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisini imzalamaya istemeyerek de olsa razı oluyordu.
Aşağı yukarı aynı dönemlerde, Avrupa ve Amerika'daki işçi sınıfı da yine eşi görülmemiş bir devrim olan Endüstri Devrimi'nin acımasız şartlarına boyun eğmek zorunda kalıyordu. Örneğin, İngiltere'de sayıları binleri bulan dokuma işçisi, buhar gücünü kullanan Endüstri Devrimi ordusunun kuşatması altındaydı.
1791'de Endüstri Devrimi'nin yüksek hızlı makineleri, verimliliği ve karı en yüksek değerlerine ulaştırmıştı. Ancak bunlar genelde, kısa sürede zengin olmak için bu yeni makineleri kullanan işverenler tarafından sömürülüp sonra da işten çıkarılan işçi sınıfının zarar görmesi pahasına yapılmıştı.
İngiltere'nin gelişmekte olan sanayi merkezlerinden uzakta, taşrada yaşamlarını sürdüren James ve Margaret Faraday (Michael'ın ebeveynleri) bile hızlı gelişmeden fazlasıyla etkilenmişti. James çocukluğundan itibaren usta bir demirci olmak için çok çaba göstermişti; şimdi ise mükemmel bir biçimde işlediği eserleri, makine yapımı ürünlerin her geçen gün artmasıyla sürekli değer yitirmekteydi. Daha fazla iş bulabilmek amacıyla James, ailesiyle birlikte Londra yakınlarında Newington kasabasına taşındı; para kazanmaya çok ihtiyacı vardı...
1791 yılında Michael Faraday doğuyor. Kendisi hakkında kişisel bilgi vermeden önce, önemli öğütler içeren birkaç sözüne bakalım:
Michael Faraday ayrıca, ebeveynlerinin de üyesi olduğu, "Hristiyanlığın çok küçük ve adı sanı duyulmamış bir mezhebi" biçiminde nitelediği ve Robert Sandeman'ın kurucusu olduğu Sandeman mezhebinin bir üyesiydi. Sandeman mezhebinin ilk üyeleri İskoç Presbiteryen Kilisesi ve İngiliz Kilisesi'nden, bunların vaazlarının aşırı kurumsal gelmesi üzerine ayrılan, İsa'nın havarilerinden istediği çocuksu inanca önem veren bir mezhep kurmuşlardı.
Mezhep üyeleri, beş parasız olduklarında da mutlu olurlardı. Yoksulluk onlara, kendisi de yoksul olan İsa'nın İsrailoğulları'nı, "Zengin bir adamın Tanrı'nın buyruğuna girmesi, bir devenin iğne deliğinden geçmesi kadar zordur." diyerek uyardığı günleri anımsatıyordu. Mezhep üyeleri Tanrı'nın oğlunun merhametine olan inançları sayesinde çok az şeyle yetinen ve hayatlarını sürdürebilen dayanıklı ve gösterişsiz insanlardı. Öte yandan, Hz. Süleyman'ın "Oğluna sopa atmaya kıyamayan onu sevmiyor demektir. Oğlunu seven ise onu terbiye etmeye özen gösterir" uyarısını da gözeten mezhep üyeleri, bedensel cezalandırmanın doğru olduğuna inanıyorlardı.
Bütün bunlar, başka şeylerin yanı sıra, anne baba Faradayların resmi eğitime pek fazla inanmadıkları anlamına da gelmekteydi. Çocuklarına okulda başarılı olmaları yönünde en ufak telkinde bulunulmuyordu. Bu aile içinde yetişen Michael Faraday, dinle ilgili konularda az şüpheciydi, fakat bilimle ilgili konularda da o kadar çok şüpheciydi. Kutsal Kitap'ta yazılanları sorgulamadan kabul ederken, fani insanların kaleme aldığı kitaplardaki her şeyi sorguluyordu. Bir sözünü hatırlamakta yarar var: "Dünya'nın yaratılmasından itibaren Tanrı'nın görünmez nitelikleri -sonsuz gücü ve Tanrısal yapısı- ortaya koyduğu eseri sayesinde açıkça görünür hale gelmiştir". Peki nasıl oldu da elektromanyetizma alanında, böyle bir alan daha isimlendirilmemişken, büyük buluşlara imza atabilmişti? Cevabı, Faraday'ın genç yaşlarda bir ciltçide çalıştığı sırada ilgisinin arttığı kitaplarda bulabiliriz. Ciltçide çırak olarak çalışırken, anlaşılabilir bir dil ile yazılmış, elektrikle ilgili pek çok bilgiye ulaşabiliyordu: "Her şey, işten arta kalan zamanlarda okuduğum bu kitaplarla başladı." Bana göre, bilimsel başarısındaki çok önemli bir nedenin de bilimsel konulardaki şüpheciliği olduğu açıktır. Faraday, elektrik ve manyetizma arasındaki ilişkiyi açık biçimde ortaya koydu. Önemli buluşu şöyle özetlenebilir: Bir manyetik kuvvet azaldığında ya da arttığında elektrik üretir; ne kadar hızlı artar ya da azalırsa, ürettiği elektrik de o kadar fazla olur.
Daha sonra, Faraday, elektromanyetizmayla ilgili yaptığı buluşlarla James Clerk Maxwell'e ilham kaynağı oluşturacaktı. Maxwell, dönüm noktası niteliğindeki Elektrik ve Manyetizma adlı eserinde, Faraday'ın basitçe ifade ettiği buluşunu matematiksel bir denkleme dönüştürmüştü. Elektromanyetizma adı, birbiriyle ilişkili bu iki kuvvete, bu bahsedilen buluşlardan sonra verilmiştir.
Michael Faraday'ın, elektromanyetizma ve elektrikle konularında olduğu gibi kimya konusunda da bilim dünyasına önemli katkıları olmuştu.
Yıl 1791'di... Yeni Dünya'da Amerikan kolonileri kısa bir süre önce (1776'da) Bağımsızlık Bildirgesini kaleme almış ve İngiltere'den bağımsızlıklarını kazanmışlardı. Şimdi ise Eski Dünya'da, alt tabakaya mensup Fransızların Bastille hapishanesini ele geçirmesi üzerine, XVI. Louis, İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisini imzalamaya istemeyerek de olsa razı oluyordu.
Aşağı yukarı aynı dönemlerde, Avrupa ve Amerika'daki işçi sınıfı da yine eşi görülmemiş bir devrim olan Endüstri Devrimi'nin acımasız şartlarına boyun eğmek zorunda kalıyordu. Örneğin, İngiltere'de sayıları binleri bulan dokuma işçisi, buhar gücünü kullanan Endüstri Devrimi ordusunun kuşatması altındaydı.
1791'de Endüstri Devrimi'nin yüksek hızlı makineleri, verimliliği ve karı en yüksek değerlerine ulaştırmıştı. Ancak bunlar genelde, kısa sürede zengin olmak için bu yeni makineleri kullanan işverenler tarafından sömürülüp sonra da işten çıkarılan işçi sınıfının zarar görmesi pahasına yapılmıştı.
İngiltere'nin gelişmekte olan sanayi merkezlerinden uzakta, taşrada yaşamlarını sürdüren James ve Margaret Faraday (Michael'ın ebeveynleri) bile hızlı gelişmeden fazlasıyla etkilenmişti. James çocukluğundan itibaren usta bir demirci olmak için çok çaba göstermişti; şimdi ise mükemmel bir biçimde işlediği eserleri, makine yapımı ürünlerin her geçen gün artmasıyla sürekli değer yitirmekteydi. Daha fazla iş bulabilmek amacıyla James, ailesiyle birlikte Londra yakınlarında Newington kasabasına taşındı; para kazanmaya çok ihtiyacı vardı...
1791 yılında Michael Faraday doğuyor. Kendisi hakkında kişisel bilgi vermeden önce, önemli öğütler içeren birkaç sözüne bakalım:
"Bilim bize hiçbir şeyi göz ardı etmememiz ve küçük ayrıntıları küçümsememiz gerektiğini öğretir. Zira, büyük şeyler küçük şeylerden oluştuğu gibi, aslında küçük ayrıntılarda çoğu kez büyük şeyler gizlidir."
"Eskiden Encyclopaedia'ya olduğu gibi Binbir Gece Masalları'na da kolayca inanabilen, hayali geniş birisiydim. Ancak benim için çok önemli olan gerçekler kurtuluşumu da sağlamıştır. Bir gerçeğe güvenebilirim, iddiaları ise her zaman sorgulamışımdır."
"Gözlerimle görmeden bir gerçeği, kendi gerçeğim haline asla getiremiyordum."
"Doğa felsefecisi her öneriyi dinlemeye istekli olmalı, ancak kendi başına karar vermek konusunda da kararlı olmalıdır. Şahıslarla değil, olaylarla ilgilenmelidir. Ana amacı, gerçek olmalıdır."
"Beğenilen bir teoriye sadık kalmak yüzünden, çoğu kez bilime telafisi çok daha fazla emek gerektiren pek çok yanlışlık girmiştir. Bu tür yanlışlara engel olmak, büyük oranda zihinsel alçak gönüllülük, bağımsızlık ve yenilgiyi kabul etmeyi gerektirir."
Michael Faraday ayrıca, ebeveynlerinin de üyesi olduğu, "Hristiyanlığın çok küçük ve adı sanı duyulmamış bir mezhebi" biçiminde nitelediği ve Robert Sandeman'ın kurucusu olduğu Sandeman mezhebinin bir üyesiydi. Sandeman mezhebinin ilk üyeleri İskoç Presbiteryen Kilisesi ve İngiliz Kilisesi'nden, bunların vaazlarının aşırı kurumsal gelmesi üzerine ayrılan, İsa'nın havarilerinden istediği çocuksu inanca önem veren bir mezhep kurmuşlardı.
Mezhep üyeleri, beş parasız olduklarında da mutlu olurlardı. Yoksulluk onlara, kendisi de yoksul olan İsa'nın İsrailoğulları'nı, "Zengin bir adamın Tanrı'nın buyruğuna girmesi, bir devenin iğne deliğinden geçmesi kadar zordur." diyerek uyardığı günleri anımsatıyordu. Mezhep üyeleri Tanrı'nın oğlunun merhametine olan inançları sayesinde çok az şeyle yetinen ve hayatlarını sürdürebilen dayanıklı ve gösterişsiz insanlardı. Öte yandan, Hz. Süleyman'ın "Oğluna sopa atmaya kıyamayan onu sevmiyor demektir. Oğlunu seven ise onu terbiye etmeye özen gösterir" uyarısını da gözeten mezhep üyeleri, bedensel cezalandırmanın doğru olduğuna inanıyorlardı.
Bütün bunlar, başka şeylerin yanı sıra, anne baba Faradayların resmi eğitime pek fazla inanmadıkları anlamına da gelmekteydi. Çocuklarına okulda başarılı olmaları yönünde en ufak telkinde bulunulmuyordu. Bu aile içinde yetişen Michael Faraday, dinle ilgili konularda az şüpheciydi, fakat bilimle ilgili konularda da o kadar çok şüpheciydi. Kutsal Kitap'ta yazılanları sorgulamadan kabul ederken, fani insanların kaleme aldığı kitaplardaki her şeyi sorguluyordu. Bir sözünü hatırlamakta yarar var: "Dünya'nın yaratılmasından itibaren Tanrı'nın görünmez nitelikleri -sonsuz gücü ve Tanrısal yapısı- ortaya koyduğu eseri sayesinde açıkça görünür hale gelmiştir". Peki nasıl oldu da elektromanyetizma alanında, böyle bir alan daha isimlendirilmemişken, büyük buluşlara imza atabilmişti? Cevabı, Faraday'ın genç yaşlarda bir ciltçide çalıştığı sırada ilgisinin arttığı kitaplarda bulabiliriz. Ciltçide çırak olarak çalışırken, anlaşılabilir bir dil ile yazılmış, elektrikle ilgili pek çok bilgiye ulaşabiliyordu: "Her şey, işten arta kalan zamanlarda okuduğum bu kitaplarla başladı." Bana göre, bilimsel başarısındaki çok önemli bir nedenin de bilimsel konulardaki şüpheciliği olduğu açıktır. Faraday, elektrik ve manyetizma arasındaki ilişkiyi açık biçimde ortaya koydu. Önemli buluşu şöyle özetlenebilir: Bir manyetik kuvvet azaldığında ya da arttığında elektrik üretir; ne kadar hızlı artar ya da azalırsa, ürettiği elektrik de o kadar fazla olur.
Daha sonra, Faraday, elektromanyetizmayla ilgili yaptığı buluşlarla James Clerk Maxwell'e ilham kaynağı oluşturacaktı. Maxwell, dönüm noktası niteliğindeki Elektrik ve Manyetizma adlı eserinde, Faraday'ın basitçe ifade ettiği buluşunu matematiksel bir denkleme dönüştürmüştü. Elektromanyetizma adı, birbiriyle ilişkili bu iki kuvvete, bu bahsedilen buluşlardan sonra verilmiştir.
Michael Faraday'ın, elektromanyetizma ve elektrikle konularında olduğu gibi kimya konusunda da bilim dünyasına önemli katkıları olmuştu.
1 yorum:
"Bilim bize hiçbir şeyi göz ardı etmememiz ve küçük ayrıntıları küçümsememiz gerektiğini öğretir. Zira, büyük şeyler küçük şeylerden oluştuğu gibi, aslında küçük ayrıntılarda çoğu kez büyük şeyler gizlidir."
Bilimin ve felsefenin temelleri şüphecilik ve ayrıntılara verilen dikkat üzerine kurulmuş zaten. Tümevarım-Tümdengelim de önemli konseptler bilim için.
"Zengin bir adamın Tanrı'nın buyruğuna girmesi, bir devenin iğne deliğinden geçmesi kadar zordur."
Bu da güzel bir uyarı
monolog:
MAT, fazla zenginleşme. :)
Yorum Gönder