Pazar, Nisan 08, 2007

Türk Rock Piyasasındaki Yükseliş

Iron Maiden, Metallica, Megadeth, Dream Theater gibi büyük gruplarla metal müziği sevmiş bizler, bu müzik türünün de kendi içinde devrimsel yeniliklere gidebileceğini, alt türlere ayrılabileceğini yine Blind Guardian, Iced Earth, Dark Tranquillity, In Flames ve Sentenced gibi alanlarında en başarılı grupları dinleyerek anladık.

Bu baba grupları tanımaya yeni başladığım, onları bağrıma bastığım zamanlar Türkçe müziğe belli bir önyargıyla yaklaştığım doğruydu. Metal müzikte keşfedecek o kadar çok yabancı grup vardı ki, diğer müzik türlerine göstereceğim ilgi beni tatmin etmeyecekti. Türkçe rock/metal piyasasının bundan 6-7 yıl önceki hali ise içler acısıydı. Pentagram, Mavi Sakal, Bulutsuzluk Özlemi gibi nispeten tanınmış Türk rock grupları bile ancak azınlığın azınlığı sayılacak belli kitlelere hitap edebiliyorlardı. Bugünkü Türk rock piyasasına baktığımızda müzikalite anlamında yabancı gruplardan geri kalmayan, yurtdışına da açılacak kadar iyi müzik yapan bir çok yeni grubun adını görüyoruz. Benim favori gruplarımdan Dorian, Kurban, Gripin, Pinhani, Redd, Duman, Gece Yolcuları, Vega, Malt, Kargo, Koray Candemir, Yaşar Kurt, Mor ve Ötesi, Çilekeş, Yüksek Sadakat, Ogün Sanlısoy ve daha bir çoğu deminki nitelendirmeye uyan gruplar; üstelik kuruluş tarihlerinin (daha doğrusu, adlarını duyurmayı başardıkları tarihlerin) ortalaması 3-4 yılı geçmiyor.

Türkçe rock müzik yapan grup sayısının bu son bir kaç senede zirve yapmasında gençlerin pop müzik diye tabir edilen, çoğunlukla nitelik yoksunu müzik türünden artık sıkılmış olmaları önemli bir rol oynuyor olabilir. Ama bence, gençlerde zaten potansiyel olarak var olan bu rock müziğe geçiş olayını ivmelendiren şey, 3 Temmuz 2001 Megadeth ve bundan bir sene sonraki 28 Eylül 2002 Blind Guardian ve 8 Kasım 2002 Dream Theater konserlerine gösterilen ilginin organizatörleri ve müzik yapımcılarının kafalarında "acaba?" ampülünü yakması oldu. Çok iyi hatırlıyorum, Megadeth'in konser verdiği Maslak Venue bir ilke göre oldukça doluydu ve bilete para vermek istemeyen, Abdi İpekçi'nin Beleştepesi'ne benzer bir yükseklikte konuşlanmış 200-300 kişi konseri konser alanının dışından izlediler, bir nevi liseyi dışardan bitirdiler. Mustaine sahneye çıktığında bu komik durum onun gözüne de çarpmış olacak ki, "have a look at the motherfuckers!" gibisinden bi sinirle başlamıştı konsere.

İlk Blind Guardian konseriyse Türkiye'nin en kötü gösteri merkezlerinden biri olan Bostancı Gösteri Merkezi'nde gerçekleşmişti. Güzel bir eylül günü yazlığını, sevgilisini bırakan 5000'e yakın BG sever bu büyülü anı yaşamak için ordaydı. Hani bazı ilkler vardır hayatta, Nightfall in Middle Earth adlı şaheseri çıkarmış bir grubu ilk defa canlı görecek olmanın verdiği heyecan, yılan gibi uzayıp giden kuyruklarda 2 saate yakın beklememize rağmen asla azalmıyordu. Arada içerden gelen ufak davul soloları bizi kendimizden geçirmeye yetiyordu ve anlıyorduk ki Thomen bize selam ediyordu.

2002 Blind Guardian konserinin bir diğer önemiyse, organizatör şirketlerin bu konserden sonra bir çok tanınmış yabancı grupla temasa geçerek onları Türkiye'ye getirmesidir. İŞte bu konserden sonra ülkemize saymakla bitmeyecek kadar çok grup, çok sıklıkla gelmeye başladı. İstanbul'da başlayan bu kıvılcım Ankara'ya ve İzmir'e de yayıldı. Artık Türkiye'ye gelen yabancı gruplar, Istanbul'la birlikle bu iki şehirde de konser vermeden devam etmiyorlar turnelerine.

Bu sevindirici gelişmelerin devam edeceğine, Türk rock piyasasının ilerde Avrupa'da ve Amerika'da da başarı kazanacığını düşünüyorum. Az da olsa bunu şimdiden başaran gruplarımız var: Dışarda Mezarkabul adıyla bilinen Pentagram, power metale yakın albümleriyle Almora, MTV tarafından beğenilip vidyoları yayınlanan Dorian ve şu an hatırlamadığım ama var olduklarına emin olduğum bir kaç grup.

2 yorum:

z.y.t.h. dedi ki...

müzikalite:))
abi yoksa sen de mi 2002'deki Blind Guardian konserindeydin ve ben bunu şimdi öğreniyorum?!?
arada Bostancı'da bir de DT (Dream Theater) görmüşlüğüm var ki hayatımın en unutulmaz 2-3 konseri arasında girmiştir... tabii DT ve BG konserleri öncesi çektiğimiz kuyruk çilesini de unutamam:) (DT konserindeyken bi ara arkadan büyük bi grup, konserin gecikmesinin ve kuyrukta bekleme çilesinin de oluşturduğu agresiflikle, öne çullanmıştı.. önle arka arasında kalan bizler ezilme tehlikesi geçiriyorduk az kaldı.. bi ara ayaklarımın yerden teması kesilmişti sanırsam..)

Adsız dedi ki...

evet kaçırır mıyım, ben de ordaydım. ben de senin gittiğini bilmiyordum BG'ye? :) Konserine gidecek kadar sevdiğini bilmiyordum. :)